Artmış oksidatif stressle birlikte görülen ateroskleroz, DM' de daha yaygın ve ciddi seyretmektedir [
6]. Birçok araştırmacıya göre bacak
arterleri NDM' lere göre daha şiddetli tutulum
gösterir [
2]. İnsuline bağımlı DM hastaların
diğer gruplara göre daha erken yaşta ateroskleroza maruz kaldıkları düşünülmekte ve
ateroskleroza arteriollerin mikroangiopatisinin
eşlik ettiği belirtilmektedir [
1]. Küçük arterlerde
bazal membranın kalınlaşması gibi spesifik
değişiklikler görülmekle beraber, bu okluziv bir
lezyon değildir, ancak mikrosirkülasyonda
fonksiyonel bozukluklara yol açabilir [
2].
DM' de iskemik ayak lezyonlarında uygun bir
şekilde tedavi edilemeyen küçük damar hastalığı mevcuttur [
2]. DM hastalarda ülser ve
gangren daha sık görülmektedir. Bu, diabetik
olgularda, daha şiddetli aterosklerozu açıklayabilir. Ayak ülserlerinin etyolojisi multifaktöryeldir. Bunlar diabetik nöropati, doku destrüksiyonu ve enfeksiyona bağlı olabilir [
1,
2]. Ayak ülserleri diabetik populasyonda belirgin morbiditeye yol açar ve hospitalizasyonu gerektirir.
Diabetik olguların birçoğunda ayak ülserleri
lokal yara bakımına ve debridmana ihtiyaç
gösterirken, bir kısmı ise kan akımının temini
için arteriel rekonstruksiyona ihtiyaç gösterir
[
7].
DM' lerde, femoropopliteal segmentte arteryel
okluziv hastalık insidansı NDM' lerle aynıdır
ancak, NDM' lere göre dizaltı oklüzyon daha sık
görülür [2]. DM hastalar genellikle hastalığın
daha distalde olması nedeniyle rekonstrüktif
cerrahi için daha riskli ve uygun olmayan grup
olarak değerlendirilmektedirler [1]. Ancak
rekonstrüksiyon, hastaya kritik bir dönemde
yardımcı olur. Kollaterallerin gelişmesi neticesi,
greft oklüze olduğunda bile yeterli perfüzyon
temin edilebilir [1].
İsakkson ve arkadaşları, kritik iskemi gösteren
DM' li 31 hastaya 33 rekonstrüksiyon yapmış ve
ekstremitenin korunması, açıklık, yürüme yeteneği, ağrının düzelmesi gibi iyi sonuçların hepsi
1 yıllık takip sonucunda hastaların %64' ünde
elde edilmiştir. DM' lilerde vasküler cerrahi
faydalı bulunmuş ve hastaların 2/3'sinde
yaşam kalitesini düzeltmiştir [3].
Kwolek ve arkadaşları juvenil diabeti olup ven
grefti uygulanan serilerinde 24 aylık takip
sonucunda açıklık oranı ve ekstremite korunma
oranını sırasıyla %66 ve %83.4 olarak bulmuşlardır. Adult başlangıçlı DM ve NDM hastalarla
mukayese edildiğinde juvenil diabetiklerdeki
vaskular rekonstrüksiyon sonuçlarının tatminkar olduğunu bildirmişlerdir.
Jensen ve arkadaşlarının serilerinde ekstremitenin korunma oranı ülser yada gangreni olan
kritik iskemili hastalarda, istirahat ağrısı yada
kladikasyo nedeniyle opere olanlara göre
belirgin derecede düşüktü [1]. Bizim olgularımızda ülser ya da gangreni olan 3 DM' li
hastanın 1 tanesinde minör 2 tanesinde majör
amputasyon uygulanırken (%100) DM' si olmayıp ülser yada gangreni olan 4 hastanın (%75)
3'üne majör amputasyon uygulandı. Ülser yada
gangreni olmayan DM 11 hastanın sadece 1
tanesine major amputasyon uygulanırken (%9),
56 ülser yada gangrenöz lezyonu olmayan
NDM hastanın 7'sinde (%12.5) major yada
minör amputasyon gerekti. Amputasyon oranı,
DM' nin varlığından çok ülser yada gangren
varlığında daha yüksekti. Genel amputasyon
oranı açısından DM ve NDM arasında anlamlı
fark yoktu (p>0.05).
Yayınlarda, enfeksiyonların DM' lularda daha
sık olduğu bildirilirken, yaptığımız çalışmalarda istatistiksel olarak anlamlı fark bulunmadı.
Lee ve arkadaşları yaptıkları bir çalışmada,
periferik vasküler hastalığı olup amputasyon
uygulanan hastalarda hipertansiyonun DM' a
nazaran daha yüksek amputasyon oranı gösterdiğini bildirmişlerdir [5].
Jensen ve arkadaşları yaptıkları çalışmada
açıklık oranını DM' lu hastalarda daha yüksek
bulmuşlar ve nedenini risk faktörleri konusunda daha duyarlı olmalarına bağlamışlardır [1].
Sonuçta, DM' un periferik arter hastalıklarında
cerrahi morbidite, mortalite ve greft açıklık
oranlarına belirgin olumsuz etkisinin olmadığını saptadık. Bu nedenle periferik arter hastalıklarının kötü prognozunda hipertansiyon,
sigara içimi, yüksek kolesterollü diyet gibi
diğer risk faktörlerinin de göz önünde bulundurulması gerektiğini düşünmekteyiz.