ISSN 1301-5680 ANASAYFA YAZIM KURALLARI EDİTÖRLER DERGİ HAKKINDA İÇİNDEKİLER ENGLISH
Arşiv - Nisan 2007
Online Yayın Gönderme
Online Yayın Değerlendirme
Yayın Arama
En çok okunan makaleler
En çok indirilen makaleler
Editörden


Özel Sayı : 13. Türk Kalp ve Damar Cerrahisi Kongresi


Özel Sayı - 1: Komplet Atriyoventriküler Septal Defektler

Özel Sayı - 2: Aort Cerrahisi
 
Türk Göğüs Kalp Damar Cerrahisi Dergisi
Nisan 2007, Cilt 15, Sayı 2, Sayfa(lar) 181-183
[ Özet ] [ PDF ] [ Benzer Makaleler ] [ Yazara E-Posta ] [ Editöre E-Posta ]
Göğüs tüpü solunumun hangi fazında çekilmeli?
Banu Aktin, Ufuk Çağırıcı
Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Göğüs Cerrahisi Anabilim Dalı, İzmir
Anahtar Kelimeler: Algoritm; göğüs tüpü; pnömotoraks/etyoloji/ tedavi; göğüs yaralanması; torakostomi/yöntem
İngilizce Anahtar Kelimeler: Algorithms; chest tubes; pneumothorax/etiology/therapy; thoracic injuries; thoracostomy/methods
Özet
Tüp torakostomi, başta göğüs cerrahisi olmak üzere göğüs hastalıkları ve diğer bazı klinik dalları ilgilendiren, hem takılması hem de çekilmesi teknik ve endikasyonlar yönünden önem taşıyan bir işlemdir. Tüp torakostominin endikasyonları ve takılmasına ilişkin pek çok çalışma bulunmasına karşın, çekilme tekniğine ilişkin bilgiler çok azdır. Bu derlemede, göğüs tüpünün solunumun hangi fazında ve nasıl çekileceği konusunda literatürde yer alan kaynaklar incelenerek, henüz genel bir sonuca bağlanmamış bu konunun önemi vurgulandı.
  • Başa Dön
  • Özet
  • Giriş
  • Kaynaklar
  • Giriş
    Göğüs tüpü takılması, göğüs cerrahlarının en sık uyguladığı girişimlerden biridir. Bu girişimin endikasyonları, tekniği, tüpün kaçıncı günde çekilmesi gerektiği konusunda pek çok yayın ve bilgi bulunmasına karşın, göğüs tüplerinin “solunumun hangi fazında çekilmesi” gerektiği konusunda pek az bilgi ve çalışma bulunmaktadır. Ulusal kaynaklarda ise kontrollü hasta gruplarını içeren bu tür bir yayına rastlamadık. Tüp torakostomilerin takılması da, sonlandırılması da komplikasyonlara yol açabilen ve deneyim gerektiren uygulamalardır. Bu derlemede tüp torakostominin hangi solunum fazında sonlandırılması gerektiği konusunda yapılmış çalışmalar ve tüp çekilmesi ile ilgili bilgiler incelenmiştir.

    Tüp torakostominin solunumun fazına göre sonlandırılma teknikleri Tablo 1’de özetlenmiştir.

    Tablo 1: Göğüs tüpünün solunum döngüsünün değişik fazlarında çekilme yöntemleri

    Bell ve ark.nın[1] tüp torakostomiyle tedavi edilen travmalı 69 hastada yaptığı ileriye dönük bir çalışmada, göğüs tüpünün inspiryum sonu ve ekspiryum sonu çekilmesi arasındaki fark araştırılmıştır. Hasta onayları alınarak yapılan bu çalışmada, tüp torakostomi sonlandırma ölçütleri, radyolojik olarak pnömotoraksın tam rezolüsyonu veya stabil pnömotoraks ile hava kaçağının bulunmaması, drenajın 200 ml/gün’den az olması şeklindedir. Olgular randomize olarak iki gruba ayrılmış, göğüs tüpleri bir grupta inspiryum, diğer grupta ekspiryum sonunda çekilmiştir. Her iki protokolde de maksimal inspiryum ve ekspiryumu sağlamak için Valsalva manevrası yapılmış, olgular tüp çekilmesinden sonra altıncı ve 24. saatlerde akciğer grafileri ile değerlendirilmiştir. Tüpün inspiryum ve ekspiryum sonunda çekildiği gruplar arasında, nüks pnömotoraks oluşumu ya da tüp çekildikten sonra stabil olan pnömotoraksta artış görülmesi açısından istatistiksel olarak anlamlı fark bulunmamıştır. Gruplarda yeniden tüp takılma oranı da benzer bulunmuştur. Anılan çalışma sonucunda torakostomi tüplerinin inspiryum ya da ekspiryum sonunda çekilmesinin eşit güvenlikte olduğu, her iki yöntemin de kullanılabileceği yargısına varılmıştır.

    Miller ve Sahn[2] 1987 yılında, kişinin nefesini tutarak toraks içi basıncını artırması ve kapalı glottise karşı nefesini vermeye çalışması şeklinde tanımlanan Valsalva manevrasını ve tüp torakostominin ekspiryum sonunda sonlandırılmasını önermişlerdir. Benzer şekilde Coughlin ve Parchinsky[3] tarafından, tüp torakostominin tek ve hızlı bir hareketle ekspiryum sonunda çekilmesi önerilmiştir. Ancak, Welch[4] günlük pratikte hastalara derin bir inspiryum sonunda nefes tutturma yöntemini uyguladığını belirtmiştir.

    Göğüs tüpü çekilmesinde standart hale gelmiş bir algoritm olmadığını bildiren Martino ve ark.[5] travma nedeniyle tüp torakostomi uygulanan 205 hasta üzerinde yaptıkları ileriye dönük bir çalışmada, tüm tüpleri standart bir protokol belirleyerek çekmişlerdir. Hastaların göğüs tüpleri “maksimum inspiratuvar efor” sırasında çekilmiş ve giriş yerleri vazelinli gazlarla kapatılmıştır.

    Göğüs tüpü çekilmesinin teknik bir egzersiz olduğunu savunan geriye dönük bir çalışmada 105 hastada çekilen 113 göğüs tüpü incelenmiş ve tüpün çekilmesini takiben tüm hastaların rutin akciğer radyogramı ile değerlendirilmesi gerekliliğini araştırılmıştır. Yazarlar, tüm tüplerin deneyimli cerrahi ve travma uzmanı hemşireler tarafından “maksimum inspiryum” sırasında çekildiğini vurgulamışlardır.[6]

    Yıldızeli ve Yüksel,[7] bazı hekimlerin göğüs tüpünün ekspirasyon sonunda veya Valsalva manevrası sırasında, bazılarının ise inspiryum sonunda çekilmesini uygun bulduklarını belirtmişlerdir. İnspiryum sonunda çekilmesini savunan görüşün dayanağı olarak, ani duyulan ağrı sırasında hastaların ekspiryumdan çok inspiryuma yatkın olmaları, bunun da drenaj yerinden hava giriş riskini artırdığı bildirilmiştir.

    Göğüs tüpünün kim tarafından çekildiği kliniklere göre değişmekle birlikte, diğer pek çok göğüs cerrahisi kliniğinde olduğu gibi, kliniğimizde de bu işlem hekim tarafından gerçekleştirilmektedir. Ancak, konuyla ilgili yayınlardan, hemşirelerin de tüp torakostomi sonlandırılmasında görevlendirildiği anlaşılmaktadır. Bu görüşlere katılmamakla birlikte, bu tür uygulamaların da olduğunu belirtmek isteriz. Göğüs tüpleri ile ilgili soruların yanıtlandığı “American Journal of Nursing”in bir sayısında, Fowler pozisyonuna getirilen ya da karşı tarafı üzerine yatırılan hastaya Valsalva manevrası yaptırılarak tüp torakostominin sonlandırılabileceği belirtilmiştir.[8] Valsalva manevrasının kullanılması başka yazarlar tarafından da önerilmiştir.[9,10]

    Tüp torakostominin sonlandırılmasında komplikasyonları azaltmak amacıyla tüpün “suction”a bağlı kalması ve vakum etkisinden yararlanılması da önerilmiştir.[5,11]

    Göğüs tüpünün takılması ve çekilmesi, yalnızca göğüs cerrahlarını değil farklı branşlardaki hekimleri de ilgilendirmektedir. Tang ve ark.,[12] bu noktadan yola çıkarak dört hekim grubuna (kardiyotorasik cerrahlar, göğüs hekimleri, acil hekimleri, genel cerrahlar) anket uygulamışlar ve genel cerrahlar ve kardiyotorasik cerrahların Valsalva manevrası ile tüp çekme yöntemini tercih ettiklerini, kardiyotorasik cerrahların tüp çekerken “suction” kullanmaya eğilimli olduklarını ortaya koymuşlardır.

    Diğer yandan, Pizano ve ark.[13] mekanik ventilatör desteğinde izlenen 214 travmalı hastanın tüplerini ventilasyonun bitiminde çektiklerini belirtmişlerdir.

    Toraks tüpü takılırken olduğu gibi, çekilirken de hastanın ağrı duyabileceği düşünülmeli, hasta uyarılmalı ve bilgilendirilmelidir.[3,9] Bu konuya yer veren bir yayında, tüp torakostomi çekilirken derin bir inspiryumun ardından Valsalva manevrası yapılması sağlanıp, işlemin hızla gerçekleştirilmesi gerektiği bildirilmektedir.[14] Tüpün çekilmesi sonrasında oluşabilecek pnömotoraks sıklığında, tüpün çekilme hızı, tüp takılan yerin hızlı kapatılması, Valsalva manevrasının efor derecesi, deneyimli-kıdemli kişilerce çekilmesi gibi faktörler de rol oynayabilmektedir.

    Kliniklerin bu konudaki yaklaşımı farklılıklar göstermekle birlikte, tüp torakostomi çekilmesinde “maksimum inspiryum sonu”nun tercih edildiğini görmekteyiz. Tablo 2’de bu çalışmalar özetlenmiştir.

    Tablo 2: Göğüs tüpü çekilmesinde önerilen/uygulanan yaklaşımlar

    Baumann’ın[15] göğüs tüpleri ile ilgili soruları yanıtlarken de belirttiği üzere, bu tüplerin kullanımı, ne zaman ve nasıl çekilmesi gerektiği konusunda ileriye dönük randomize çalışmalara ihtiyaç vardır.

    Biz de, klinik çalışmalarla geçerli bir yöntem ortaya konulana kadar göğüs tüpü çekilmesinde teknik farklılıkların devam edeceği kanısındayız. Bu derlemenin bu tür çalışmalar için bir fikir oluşturabileceğini umuyoruz.

  • Başa Dön
  • Özet
  • Giriş
  • Kaynaklar
  • Kaynaklar

    1) Bell RL, Ovadia P, Abdullah F, Spector S, Rabinovici R. Chest tube removal: end-inspiration or end-expiration? J Trauma 2001;50:674-7.

    2) Miller KS, Sahn SA. Chest tubes. Indications, technique, management and complications. Chest 1987;91:258-64.

    3) Coughlin AM, Parchinsky C. Go with the flow of chest tube therapy. Nursing 2006;36:36-41.

    4) Welch J. Chest tubes and pleural drainage. Surgical Nurse 1993;6:7-12.

    5) Martino K, Merrit S, Boyakye K, Sernas T, Koller C, Hauser CJ, et al. Prospective randomized trial of thoracostomy removal algorithms. J Trauma 1999;46:369-71.

    6) Pacanowski JP, Waack ML, Daley BJ, Hunter KS, Clinton R, Diamond DL, et al. Is routine roentgenography needed after closed tube thoracostomy removal? J Trauma 2000;48:684-8.

    7) Yıldızeli B, Yüksel M. Plevra hastalıklarında cerrahi teknikler. Toraks Dergisi 2002;3(Ek 6):27-41.

    8) O’Hanlon-Nichols T. Commonly asked questions about chest tubes. Am J Nurs 1996;96:60-4.

    9) McMahon-Parkes K. Management of pleural drains. Nurs Times 1997-1998;93:48-52.

    10) Roman M, Mercado D. Review of chest tube use. Medsurg Nurs 2006;15:41-3.

    11) Foss M. Intercostal drains. Prof Nurse 1987;2:290-1.

    12) Tang A, Hooper T, Hasan R. A regional survey of chest drains: evidence-based practice? Postgrad Med J 1999;75:471-4.

    13) Pizano LR, Houghton DE, Cohn SM, Frisch MS, Grogan RH. When should a chest radiograph be obtained after chest tube removal in mechanically ventilated patients? A prospective study. J Trauma 2002;53:1073-7.

    14) Bostancı K, Yüksel M. Toraks travmasında temel cerrahi prosedürler. In: Yüksel M, Çetin G, editörler. Toraks travmaları. İstanbul: Turgut Basımevi; 2003. s. 322-40.

    15) Baumann MH. What size chest tube? What drainage system is ideal? And other chest tube management questions. Curr Opin Pulm Med 2003;9:276-81.

  • Başa Dön
  • Özet
  • Giriş
  • Kaynaklar
  • [ Başa Dön ] [ Özet ] [ PDF ] [ Benzer Makaleler ] [ Yazara E-Posta ] [ Editöre E-Posta ]
     
     

    "Türk Göğüs Kalp Damar Cerrahisi Dergisi" kardiyovasküler cerrahi, kardiyovasküler anestezi, kalp cerrahisiyle ilgili branşlar, göğüs hastalıkları ve cerrahisi konusunda araştırma, inceleme, derleme, olgu sunumu, orjinal cerrahi teknikler ve editöre mektupları yayınlar. Dergi "Türk Kalp Damar Cerrahisi Derneği ve Türk Göğüs Cerrahisi Derneği"nin ortak yayın organıdır.

    Dergide yayınlanmış veya yayınlanacak olan tüm yazıların yayın hakkı Türk Göğüs Kalp Damar Cerrahisi Dergisi'ne aittir ve Yayın Kurulu'nun izni olmadan yazıların tümü veya herhangi bir bölümü, tabloları, resim ve şekilleri yayınlanamaz.

    Türk Göğüs Kalp Damar Cerrahisi Dergisi Science Citation Index - Expanded (SCIE) tarafından indekslenmektedir.

    "Türk Göğüs Kalp Damar Cerrahisi Dergisi Yazışma Adresi
    Ataşehir Mah. Ataşehir Bulvarı 48 Ada Mimoza 2-2 K:2 D:6 Ataşehir - İSTANBUL
    Tel: 0216 456 14 54 - e-mail: dergi@tkdcd.org
    www.tkdcd.org